Altın 20 Yılın En Yüksek Reel Faizine Rağmen Neden Düşmüyor?
ABD'de 10 yıllık reel faizler yüzde 2,63 ile 20 yılı aşkın sürenin zirvesine çıkmasına rağmen altına dayalı ETF'lerde yatırımcı talebi güçlü kalmaya devam ediyor. Uzun yıllardır altın üzerinde baskı yaratan yüksek reel faizlerin bu kez aynı etkiyi göstermemesi dikkat çekiyor.
Altın piyasasında uzun yıllardır fiyatların yönünü belirleyen temel göstergelerden biri olan reel faizlerle ilişki dikkat çekici biçimde değişmeye başladı. ABD'de 10 yıllık reel faizlerin 20 yılı aşkın sürenin zirvesine çıkmasına rağmen altına dayalı ETF'lere yönelik yatırımcı talebinin güçlü kalması, piyasadaki geleneksel dengelerin değiştiğine işaret etti.
ABD'nin 10 yıllık reel faizi cuma günü yüzde 2,63'e çıkarak 20 yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesine ulaştı. Yılbaşından bu yana reel faizlerdeki yükseliş 76 baz puanı buldu.
Normal şartlarda bu gelişmenin altın üzerinde satış baskısı yaratması bekleniyor. Çünkü altın faiz veya temettü getirisi sağlamazken, reel faizlerdeki yükseliş tahvillerin yatırımcı açısından cazibesini artırıyor.
Ancak son veriler farklı bir tabloyu gösteriyor. Altına dayalı ETF'lerde tutulan toplam varlıklar, 2026'nın ilk yarısında yaşanan düşüşün ardından yeniden toparlanmaya başladı. Reel faizlerin hızla yükseldiği bir dönemde ETF yatırımcılarının altından çıkmak yerine pozisyonlarını koruması ve artırması dikkat çekti.
2022-2023 döneminden farklı bir tablo
Benzer bir süreç 2022-2023 döneminde de yaşanmıştı. Merkez bankalarının agresif faiz artırımlarıyla reel faizler yükselirken özellikle Batılı yatırımcılar altın ETF'lerindeki pozisyonlarını azaltmıştı.
Altın fiyatları ise aynı dönemde merkez bankalarının güçlü alımları sayesinde yüksek reel faizlere karşı direnç göstermişti. Böylece altının fiyatı reel faizlerden ayrışmış ancak ETF yatırımcılarının davranışı geleneksel çizgide kalmıştı.
Bugün ortaya çıkan tabloda ise önemli bir farklılık bulunuyor. Reel faizler yükselmesine rağmen ETF'lerde güçlü bir satış görülmüyor. Böylece bu kez yalnızca altın fiyatının değil, yatırımcı talebinin de reel faizlerle geleneksel bağından uzaklaşmaya başladığı değerlendiriliyor.
Yüksek faiz artık farklı okunuyor
Bu değişimin arkasında artan kamu borçları ve mali sürdürülebilirliğe yönelik endişelerin bulunabileceği belirtiliyor.
Uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükseliş geçmişte yatırımcılar açısından altına karşı daha yüksek getirili bir alternatif anlamına gelirken, aynı hareket artık artan borçlanma maliyetleri ve mali risklerin göstergesi olarak da değerlendirilebiliyor.
Bu ortamda altının geleneksel finansal sistemin dışında tutulan bir varlık olarak yatırımcılar açısından önemi artıyor.
Altının yatırımcı tabanı genişliyor
Merkez bankalarının devam eden altın alımlarının yanı sıra Batılı ETF yatırımcılarının yeniden piyasaya dönmesi ve Asya'daki güçlü talebin sürmesi, değerli metali destekleyen yatırımcı tabanının 2022-2023 dönemine kıyasla genişlediğini gösteriyor.
Ortaya çıkan yeni tablo, yıllardır altın piyasasında kullanılan "reel faiz yükselirse altın düşer" yaklaşımının eskisi kadar güçlü çalışmayabileceğine işaret ediyor. Yüksek reel faizlere rağmen yatırımcıların altına yönelik talebini koruması, mali ve borç kaynaklı risklerin altın fiyatlamasında daha belirleyici hale gelmeye başladığını gösteriyor.