İphone 5S İle Çekilen Film, Yıllar Sonra Hâlâ Listenin Zirvesinde
Bir filmi iPhone’la çekmek, sadece büyük bir kamerayı telefonla değiştirmek anlamına gelmiyor. Küçük kamera, yönetmene dar alanlarda hareket etme ve oyunculara daha fazla yaklaşma imkânı veriyor. Bu beş film de telefonu farklı bir amaçla kullanıyor. BGR’nin sıralamasını beşinci sıradan başlayarak ele alalım.
5. Sleep Has Her House: Karanlık Çökerken Doğa Değişiyor
Sleep Has Her House boyunca oyuncu görmüyoruz. Film, manzaraları ve sesleri izleyerek ilerliyor. Güneş battıkça görüntüler daha ürkütücü bir hâl alıyor.
Yönetmen Scott Barley filmi iPhone 6 Plus ile çekti. Telefonun görüntüsü, izleyiciyi karanlığın içinde tek başına duruyormuş gibi hissettiriyor. Film, açık bir olay örgüsü bekleyenlerden çok görüntülerin çağrıştırdığı hikâyeyi takip etmek isteyenlere sesleniyor.
4. High Flying Bird: Basketbol Sahasının Dışında Bir Mücadele
Steven Soderbergh’in High Flying Bird filmi, NBA’deki iş durdurma sürecinde genç bir oyuncu için anlaşma yapmaya çalışan bir menajeri anlatıyor. Asıl mücadele sahada değil; görüşmelerde ve karar masalarında yaşanıyor.
Soderbergh çekimlerde iPhone 8’in yanında ek lens ve görüntüyü sabitleyen bir ekipman kullandı. Küçük kamera, konuşmalar sırasında farklı açılara girmesini sağladı. Böylece film, masa başındaki pazarlıklarda da hareket duygusunu koruyor.
3. Unsane: Kamera Sawyer’ın Peşini Bırakmıyor
Soderbergh bu gerilim filminde iPhone 7 Plus kullandı. Kamera bazen Sawyer’ı uzaktan izliyor, bazen yüzüne kadar yaklaşıyor. Bu açı değişimleri, karakterin korkusunu izleyiciye taşıyor.